Flashforward

30 Eylül 2009 Çarşamba

Dün akşam bir arkadaşımla konuşuyorduk msnde,"yeni bir dizi başlamış abc'de Greys' anatomy'den önce yayınlanıyor,onu indiriyorum sen de izlemek istersen linkini vereyim" dedi. Ben de merak edip istedim haliyle,üstelik bu kadar yeni diziye başlama hevesimiz dizinin Amerika'da henüz ilk bölümü yayınlandığından da kaynaklanıyordu biraz. İleride çok tutarsa "Biz ilk bölümden beri izliyorduk ki,ahahah!" deyip hava atarız diye:) Sözün özü,Flashforward'ı bugün indirdim,akşam izledim ve diyorum ki eğer bu dizi tutmazsa,benim de adım Gözde değil,bu kadar da kesin söylüyorum.

Dizimiz bir kaza sahnesiyle başlıyor.. trafik kazası,etrafta çığlıklar ve ne olduğunu anlamaya çalışan bir adam.. Öncelikli olarak kazanın 4 saat öncesi anlatılıyor ve ardından dizinin ana konusuna giriş yapılıyor..
Şöyle ki; dünyanın her yerinde,aynı saatte,bütün insanların bilinci 2 dakika 17 saniye süresince kapanıyor.. bu süre içinde herkes 29 Nisan 2010'da yani 6 ay sonrasında nerede olduğunu,ne yaptığını görüyor..
2 dakika 17 saniye süresinin sonucunda herkes kendine geldiğinde olanlarsa..Tam bir felaket..Kaza yapan arabalar,denizde boğulan insanlar,ölüler yaralılar..İşte dizi de bu 2 dakika 17 saniye süresince gelecekte insanların neler gördüğünü ve neden herkesin(acaba gerçekten herkesin mi,bunu zaman gösterecek..) aynı anda aynı saatte bilinç kaybı yaşadığını sorguluyor..
Kadro oldukça geniş,Joseph Fiennes,Sonya Walger,Jack Davenport gibi oyuncular var ve bir sonraki bölümde Dominic Monaghan da kadroya dahil olacakmış.

Olaylar Mark isimli FBİ polisi abinin etrafında dönüyor.. Karısının 6 ay sonraki flashforwardda onu aldattığını görmesi ve aldatacağı adamın kadının çalıştığı hastaneye gelen çocuklardan birinin babası oluşu da apayrı bir tesadüf ki,kadının kocasının aldatacak adamı gördüğünde ne tepki vereceğini merak etmekteyim.Bir de çekik gözlü bir abi var(ismini unuttum,ilk bölüm daha..olur böyle şeyler) ki onun hikayesi en acıklısı bence.. Zira onun gördüğü bir flashforward yok..İnsanın 6 ay sonra hayatta olmayacağını bilmesi oldukça kötü birşey olsa gerek..

Daha ilk bölümden bu kadar yazdıysam,evet ben bu diziyi çook beğendim demektir. Dizide dünyanın dört bir tarafından insanların 2 dk 17 saniyelik sürede ne gördüğünü paylaşması için bir internet sitesi açılması fikri ortaya atılıyor,dizi haricindeyse çoktan açılmış ve herkes yazmaya başlamış bile,buradan bakabilirsiniz..

Grey's Anatomy'nin sıkıcılığını en yüksek seviyeye çıkardığı,Merder sahnelerinin azalıp beni en sevdiğim dizimden soğutmaya başladığı şu günlerde Cuma sabahlarını iple çekmek için çok önemli bir sebebim daha oldu artık;Flashforward.

Read more...

Nazar Boncuğu

27 Eylül 2009 Pazar


Evet,sonunda yurtta ve dünyada herkes merakla beklenen ilk puan kaybımızı bu akşamki maçla Eskişehirspor karşısında yaşadık.Elalemin derdi kaybedeceğimiz ilk puanlar olmuştu,eminim şu an çok rahattırlar!
Şaka bi' yana,elbet puan kayıpları olacaktı,bu da ilki olmuş oldu..Üstelik bu puan kaybının takımı negatif değil,pozitif yönde etkileyeceğini düşünüyorum..

Artık dilimize yerleşmiş olan "Anadolu takımı,anadolu futbolu" terimlerinin canlı bir örneğini izletti bugün bize Eskişehirspor,beraberlik golünü attıktan sonra kapanmayacaklarını düşünen kimse yoktur herhalde..Onlar da bu düşünceyi boşa çıkartmadılar ve bizden koparabildikleri 2 puanı kaybetmemek için golü attıkları andan itibaren başlayıp maç sonuna kadar defans yaptılar..Haliyle bu durum da bir türlü galibiyet golünün gelemeyişine yol açtı..
Keşke oynadığımız baskılı futbol ve pozisyon bolluğu keşke skora da yansısaydı,zira bence bu akşam sahada oynadığımız futbol,sezon başından beri oynanan en etkili ve en baskılı oyunlarımızdan biri oldu..Bir de,basketbol oyuncularına taş çıkartıcak boydaki defans ve kaleciye rağmen sürekli hava toplarıyla yapılan atakların neden bir türlü sona ermediğini çözemedim..Buna rağmen,maç boyunca üstün taraf bizdik,ama gerek Eskişehirspor'un basketbol oyuncularına taş çıkaracak bir boya sahip oluşu,gerek takımın 11 kişiyle defans yapışı golü atmamızı fazlasıyla engelledi..
Dediğim gibi,elbet puan kayıpları olacak..ama takımın başında gözüm kapalı güvendiğim Rijkaard ve ekibi varken,üstelik 1-1 biten bir maçta bile rahatlıkla "etkili taraf bizdik" diyebiliyorken canımızı sıkmanın bir anlamı yok...

Read more...

Awe-quite a bit!

23 Eylül 2009 Çarşamba


Sonunda dizi sezonu tam gaz başladı..Merak ettiğim şeyse neden izlediğim bütün dizilerin Salı sabahına denk geldiği,güya Salı sabah erkenden kalkıp öğlene kadar dizileri indirmiş olacaktım ama gece 3 buçuğa doğru yatınca kalkışım da öğlen 1'i buldu,dolayısıyla dizileri indirmem de akşama ancak bitti..Himym,Gossip Girl ve House'ı Salı günü seyredebilsem de Heroes ve One Tree Hill düne kaldı..Neyse ki derslerim öğledensonra başlıyor,sabahları dizileri indirebilcem..okula gitmeden hangisini izleyeceğime de kurayla karar veririm artık:)

İzlediklerim arasında en çok beklediğim ve en çok eğlendiğim kuşkusuz How I Met Your Mother'dı..
Geçen sezon,özellikle son bölümlerde kızların hamileliği yüzünden dizinin temposu bir hayli düşmüştü,ama bu sezon ilk bölümle bomba gibi bir geri dönüş yaptılar..
Hangi sahneden başlasam,hangi ayrıntıyı buraya yazsam bilemiyorum çünkü her anı ayrı bir komediydi,gülmekten çene kaslarım ağrıdı :)
Barney-Robin aşkının bildiğimiz Barney'i bir hayli değiştireceğini bu yüzden bu aşkın gerçekleşmemesi gerektiğini düşünen arkadaşlarım vardı,barney bildiğimiz barneydi yine ve ancak böylesi bir başlangıç yakışırdı bu awe-quite a bit ikilinin aşklarına.. Lillynin dediği gibi onlar yalan söylemediklerinin farkında değiller ve kesinlikle çook iyi bir çift oldular..
Ted'in üniversitenin ilk günündeki hallerine çoook güldüm,daha en başta profes(s)or yazarken zorlanması,sınıftaki kızla bakışmaları,birdenbire karakterinin değişmesi ve tabii ki de sınıfı karıştırması inanılmaz komikti..
Marshall&Lilly'nin bu hallerini çook özlemişim.. Dizideki her karakter birbirinden awesome ama Lilly olmasa dizinin tadı tuzu eksikmş gibi geliyor,özellikle geçen sezonun son bölümlerinde bu fazlasıyla hissediliyordu,işte bu yüzden geri dönüşü muhteşem olmuş..Marshall'ın şapşal halleri de çook komikti,özellikle en sondaki tuxedo sahnesi mütişti..ve tabi bunu yazmadan bu yazıyı bitirmemek olmaz;

"Didn't we meet on a yatch?"

Read more...

Happy B'day!!

22 Eylül 2009 Salı



Lord diyorum ben bu adama,hem konuştuğu "saatlerce dinlesem yine bıkmam" dedirten İngiliz aksanından,Aussie olsa da yıllarca İngiltere'de yaşadığı için artık neredeyse İngiliz sayılışından,hem de-tabii ki de- asil duruşundan,davranışlarından dolayı..
En az sarı-kırmızı parçalı kadar asil bir insan O..
Çıkarsan o formayı üstünden,giydirsen bir kral üniforması koysan şöyle afilli bir şatoya,eminim ki en az futbolculuğu kadar iyi bir Lord olur..Ki eminim,önceki hayatında Lord olduğuna,bu kadar asillik bir insana fazla çünkü..
22 Eylül 1978 günü doğmuş Lord'um.. İyi ki doğmuş,sonrasında iyi ki abisinin futbol oynadığını görüp o da futbol oynamaya başlamış ve sonunda iyi ki sarı-kırmızı'yı seçip,İstanbul'a..Galatasaray'a gelmiş..
Kewell from Galatasaray olarak İstanbul'da geçireceği nice doğumgünlerine,
O'na Ankara'da açtığımız-ve onun da görüp bize el salladığı- pankartta da dediğimiz gibi
Stay With Us Kewell..

HAPPY BİRTHDAY!

Read more...

Takım olabilmek..

21 Eylül 2009 Pazartesi



Galatasaray bu sezon ki en zorlu Turkcell Super Lig maçlarından birini oynadı.Belki de Beşiktaş derbisinden sonra en sıkıntılı lig maçıydı.Bunun nedeni hepimizin bildiği gibi Fenerbahçe'nin galibiyet serisi.Tabii ki maçın takımda ve taraftarda bu kadar baskı yaratmasının nedeni sadece ezeli rakibimiz değil.Keşke bununla sınırlı kalabilseydi..
Hakemlerden bahsetmeyi gerçekten sevmiyorum.Onların oyuna olan etkilerini,yanlışlarını ve maçın seyirini değiştirmelerini.Bunlar futbolun bütün güzel yanlarını öldürüyor bana göre.Ama bu maç sonrası sanırım sadece hakemin kararlarını konuşacağız hepimiz.Haklı olarak..
Son yıllar da G.Saray aleyhine gördüğüm en kötü maç yönetimiydi desem yanılmış olmam.Maç başlar başlamaz nasıl devam edeceğini hissettirdi zaten.O kadar net bir penaltıyı,o kadar yakın bir pozisyondan vermemesi için mantıklı bir neden düşünemiyorum gerçekten.Ali Güneş'in maç boyu diğer pozisyonlar da da hakettiği cezayı almaması için de.Özellikle Kewell gole giderken ona yaptığı kasti faul,ve bu yaptığı sonucunda da hakettiği cezayı almaması..Yazık.Başka olayı açıklayacak bir kelime yoktur sanırım.
Federasyon,Aziz Yıldırım hatta stada adını veren şahsın bile adı geçiyor bu konuda.Kimseyi suçlamak istemiyorum,ama bir hakemin kendi ipini çekebilmesi için karşılığında bir şeyler elde etmesi gerekir.Bu her alanda,her meslek de böyledir.Burda kesmek en mantıklısı olacak,dediğim gibi kimseyi suçlamak istemiyorum.Ama böyle bir maçtan sonra kimsenin olaya pembe gözlüklerle bakması beklenemez.
Olumsuz faktörlere rağmen kazandık.Ortada kaybetmeyi gerektirecek doğru düzgün hiçbir neden yokken,herşey iyi giderken elimizden kaçan maçları hatırlıyorum geçen sezon.Çok şey değişti Galatasaray da.Sadece skorlar,zevk veren bir futbol,yeni yıldızlar,Rijkaard ve ekibi değil.Bunların ötesinde kazanmayı isteyen,kazanmayı bilen bir takım var sahada.Her şeyiyle takım.Yıldız oyuncuların yedek oturmasına rağmen çıkıp gol atabildiği,mücadele edebildiği bir takım.Bu sezonu kupasız kapatsa bile eminim bir çok taraftarın aklına iyi yönde kazınacak bir Galatasaray.
Bu gece güzel skorun ve kazanılan puanın dışında beni sevindiren bir diğer durum Nonda'nın bu kadar zaman yedek olmasına aldırmadan bize maç kazandırması oldu.
Geçen sezon çok kızdığım oldu ona.Bendeki kredisini tükettiği,sinirlendirdiği çok maç hatırlıyorum.Koşmayı,mücadeleyi bırakalım yürümeyi unutan bir Nonda vardı sahada.Fakat bu sezon çok iyi.Çok çok iyi.Oyuna sonradan girmesine rağmen golünü atıyor,gol atmasa bile çabalıyor.Keita ile çok iyi anlaştılar maç boyu,Baros'un olmadığı zaman devreye en iyi şekilde gireceğinden eminim artık.Kulübenin zenginliği,Rijkaard'ın doğru hamleleri sonucu getirdi.Tabii bahsettiğim gibi gerçek bir takım olmamız da.
Bu saatten sonra karşımızda kimsenin durabileceğine inanmıyorum.Geçen sezon unuttuğum bir gerçeği bu sene çok iyi görüyorum.Bana inanmayı,güvenmeyi Galatasaray öğretti.Sanırım bu hep böyle kalacak.

Read more...

and the Emmy goes to..

Dün gece/sabaha karşı,61.Emmy Ödül töreni vardı pek çok kişinin bildiği gibi..Her zamanki gibi büyük umutlarla izlediğim tören,sonunda yerini kendi adıma büyük bir hüsrana bıraktı..
Öncelikle,Neil Patrick Harris tek kelimeyle awesome idi:) Töreni bu kadar merakla bekleme sebeplerimden birisi de onun sunacak olmasıydı zaten..Sabaha kadar uykusuz kaldığıma da fazlasıyla değdi bu yüzden..


Başlangıçta söylediği şarkıya özellikle,bayıldım..Bu performansa bir de ödül yakışırdı ama -her zamanki gibi- yine eli boş döndü Emmy ödüllerinden..Töreni izlerken Ceyda'yla bi yandan da msnde konuşuyorduk..ödül alan oyuncu açıklanırken her zamanki totemimizi bile yaptık:) Ama ne yazık ki bu sefer işe yaramadı..Gerçi mükemmel bir 3.sezon performansında bile ödül alamadıysa,3.sezondan katkat daha sönük geçen 4.sezon performansıyla ödül alabilme ihtimalinin pek olmayışına şaşırmamak lazım..
Yine de,en azından NPH'in ödül törenini sunuşunun hatrına keşke en iyi komedi dizisi ödülü Himym'e verilseydi..
30 Rock'ı da bir hayli merak ettim,son yıllardaki komedi dalı ödüllerini iyice parsellemiş duruma geldi resmen..
Beni hayal kırıklığına uğratan bir başka ödül de drama dalı en iyi erkek oyuncu ödülü oldu..Kesinlikle ödülü Hugh Laurie'nin hakettiğini düşünüyordum,aynı şekilde en iyi drama dizisi ödülünde de House'ın..


Bu arada,
Blake&Leighton
ikilisinin kıyafetlerine bayıldım!Blake'in saçları bu kıyafetin ağırlığına yakışmamış olsa da,kıyafetinin mükemmelliği bunu fazlasıyla kapatıyor..Leighton'aysa 10 üzerinden 10 veriyorum,kıyafeti,sırt dekoltesi,saçları ve özellikle makyajı mükemmeldi..Ayrıca albüm de çıkartıyormuş verdiği röportajda söylediğine göre..Çok merak ettim,sahneye çok yakışacağından eminim ama sesi de güzeldir diye düşünüyorum..Merakla beklemeye başladım:)






Dipnot:Sabahtan beri kendi bloguma bile giremiyorum,nasıl bişey bu çözemedim..Kaç gündür aynı çileyi çekiyoruz,blogger'ın günlerdir bir açılıp bir açılmayışı fena halde sinirimi bozmaya başladı artık..

Read more...

İYİ BAYRAMLAR


Geleceğiniz Galatasaray kadar parlak,keseniz Elano'nun bonservisi kadar bol,mutluluğunuz Arda'nın kafası kadar büyük olsun..Nice sarı-kırmızı bayramlara! :)

Read more...

Emin adımlarla..

18 Eylül 2009 Cuma


  • Maçları madde madde yazmak işime geliyor,evet böyle de dürüstüm.
  • TNT'nin maçı şifresiz yayınlayacağını duyduğumda oldukça sevindim.TV karşısına geçince nickelodeon'la karşılaştım,10.dakikaya kadar da gelmedi.Sağ olsunlar,harika yayınladılar maçı.
  • Yayın gelince önde olduğumuzu geç de olsa görebildim.Arda'nın da yedek olduğunu gördüm tabii,fakat şaşırmadım.Rijkaard'ın gelişinden sonra yaptığı her hamlede 'vardır bir bildiği' der oldum.Güveneceğin birinin olmasını çok güzel.
  • İlk golü atarsak maç bizim demiştim maçtan önce,malum rakip belli.İlk golü attıkları vakit kapanacaklar,futbol oynatmayacaklar.İlk gol önemliydi bu yüzden.
  • Maçı hiç rahat izleyemedim aslında,5 yaşındaki yiğenim sağ olsun.Hiç susmadı,futboldan sıkılıyor zaten.Benim onla ilgili nasıl hayallerim vardı bilemezsin.
  • Baros'a hem medya,hem yorumcular gereğinden fazla yükleniyor bence.Kötü hali buysa ben razıyım.Adam gayet güzel golünü attı,her maç hattrick mi bekleniyor anlamak zor.
  • Baros demişken 2.golde aşırı bir tepki verdim,Avrupa deplasmanların da bırakın gol atmayı,beraberliğe bile tav oluyoruz son yıllarda.
  • Duran toplar da 'Hagiden sonra' adam akıllı biri gelmedi G.Saray'a.Şimdi ne çok isim var.Frikik kullanacağımız zaman önce Keita gözüküyor heyecanlanıyoruz,sonra arkadan Elano geliyor,ve vuruyor.Gol olur(!) diye geçiriyoruz içimizden.Yanılmıyoruz da.Gerçi birine çarpıp girdi,ama gayet de güzel goldü.
  • Söylemezsek olmaz,kendi evinde 3 gol yemiş bir taraftar gibi değildi Pana seyircisi.Bahsedildiği kadar varmış gerçekten.
  • Bu defansın gol yemesine şaşırmadım,hatta oldukça şanslıyız bir gol yediğimiz için.Bir çok net pozisyonları oldu.Direkte patlayan bir top vardı ki çok rahat gol olabilirdi.
  • Uğur'u izlemek güzel,çok güzel.Parçalı ona o kadar yakışıyor ki,sanırım hiçbir zaman onu izlemekten bıkmam.Ufak tefek hataları olsa da,kalbimde çok özel bir yeri var.Belki de forma numarasından kaynaklanıyor,bilemiyorum.
  • Maçı izlerken Kewell'ın sakalları dikkatimi çekti.Her türlü saç&sakal yakışıyor bu adama.Umarım rövanşa eşi ve çocukları gelir,onlar tribünde olduğunda bir başka mutlu oluyor.Ailesine çok düşkün,bu da bir futbolcu için çok iyi bir şey.
  • Beşiktaş maçını Gözdeyle beraber izledik,maçtan önce Mustafa Sarp'ın gol atacağını hissediyorum demişti.Bu maç da Elano için aynısını hissetti.Psişik güçlerini çok seviyorum gözde.
  • 3,4,5 attığımız maçlara çok sevinmiyorum,alışkanlık halini aldı.Neden 4'ü atamadık diye üzüldüm falan.Tabii 3 gol atmamıza rağmen savunmadaki hatalar ve oyunun geneline hakim olamayışımızı unutmamak lazım.Bunu eksikliklere bağlıyorum,özelliklede Ayhan'ın yokluğuna.Öyle bir takım oldu ki G.Saray,fark attığı maçlarda bile neden burada bu hatayı yaptık diye sorguluyoruz.Geçen sene oyuna hiç dikkat etmeden,şu maçlar bir bitsede gitsek havasındaydık.Bu değişimde Rijkaard ve ekibinin çok payı var.
  • Ciddi rakip geyiği yapanlar,bu sözü çıkaranlar kadar baydınız.Gerçekten yeter.
  • Son olarak,Bu akşam Fener'in de maçı vardı.Maçı izliyemedim ama skoru biliyorum.Fakat anlayamadığım bir olay var,neden aynı ülkenin takımları olduğumuz için Avrupa da ki bütün mağlubiyetlerine üzülmek zorundayız.Neden yani.İçimden gelmiyorsa zorla üzülemem ki.Fenerbahçe'li bir ailem var benim.Üzülseydim onlar için üzülürdüm.Fenerin fark yediği maçlarda başını şişiririm ev ahalisinin.Onları takmıyorum,seni neden takıyım?

Read more...

20

14 Eylül 2009 Pazartesi


Şu dünyadaki 20.yılıma da resmen giriş yapmış bulunuyorum 14.09.2009 saat 09:30 itibariyle..
Daha 10 yaşıma girdiğim günü dün gibi hatırlıyorken göz açıp kapanıncaya
kadar 20ye gelmişiz resmen..
2li yaşlar en çabuk geçen yaşlardır derler..Bekleyelim görelim nasıl geçicek..
Güzel geçsin,huzurlu geçsin,mutlu geçsin,dostlarımla ailemle beraber geçsin..


~Gözde


PS:Yazmasam içimde kalıcak,e blog da bizim madem buraya yazmıycam da nereye yazıcam diyerekten bi'kaç bi'şey karalamam lazım...Evet doğumgünümü hatırlayan,hatta hatırlamasını tahmin etmediğim ama beni şaşırtarak hatırlayan çok dostum oldu,hepsi sağolsun..Ama ben biraz fazla ayrıntıcıyımdır bu unutup/unutmama konusunda..Bir insanın bırak doğumgününü,ev adresine varana kadar ezbere biliyorsam onun da benim en özel günümü hatırlamasını isterim,ama malesef her zaman istediğim gibi olmuyor herşey...Ne diyim yeni yaşımın ilk şokunu ilk gününde yaşamış oldum..

Read more...

Merlin!

8 Eylül 2009 Salı


Bu yaz yeni dizilere fazlasıyla sarmış durumdayım,Trueblood'dan sonra yeni takıntım Merlin..
2 gündür bu diziyle yatıp bu diziyle kalkıyorum..
Öncelikle belirtmeliyim acayip bir İngiliz aksanı takıntısı var bende..Kimileri bu aksanı oldukça zor anlaşılır bulsa da İngiliz aksanıyla konuşan birini saatlerce dinleyebilirim..Bu yüzden Merlin'de ilk olarak oyuncuların aksanına vuruldum..
İkinci olaraksa dizinin konusu cezbetti.. Harry Potter filmlerinden ismine aşina olduğumuz efsane büyücü Merlin ve hizmetkarlık yaptığı,aynı zamanda da-ilerleyen bölümlerde- dostu kral Arthur'un hikayesini anlatıyor..

İnanılmaz şirin,son derece sempatik bir oğlan Merlin,Arthur'aysa diyecek sözüm yok..Tam bir sarışın afet!Sırf onun için bile izlenebilir dizi..Bir insan ancak bu kadar tatlı,bu kadar şeker,bu kadar sempatik olabilir..
Diziye dönecek olursak,BBC için yapılmış bir dizi Merlin..13 bölüm yayınlanmış şimdiye kadar ve 1.sezon bitmiş,2.sezonuysa yolda,ne zaman yayınlanacağını bilmiyorum ama official trailerleri çıkmış olduğuna göre yakın zamanda başlar diye düşünüyorum..

Read more...

2010 Dünya Kupası Elemeleri ; Arjantin-Brezilya

6 Eylül 2009 Pazar

2002 dünya kupasını çok net hatırlıyorum,Türkiye'nin hatırı sayılır başarılar elde ettiği bir dönemdi..
Hasan Şaş'ın ilk golü attığı Brezilya maçı dün gibi aklımdadır.O maçdan sonra -tabi ronaldo'nun da etkisiyle- Brezilya sempatim başladı.Türk Milli Takımından hemen sonra geliyordu benim için.1-2 yıl sonra Ronaldinho'nun Barca transferiyle de Barca taraftarı olmuşumdur,kıssadan hisse Brezilya futbol adına benim için çok önemli bir takımdır.Hal böyle olunca NTV de Arjantin-Brezilya maçını öğrendiğim andan beri bu maça odaklanmış durumdaydım.Futbol hayatını sürdüren isimler arasında en sevdiğim futbolcu kimdir diye sorsalar hiç düşünmeden Lionel Messi derim.Onun oynadığı bir takımla,kendimce tuttuğum Brezilya'nın karşılaşması çok önemliydi benim için.İşin içine Maradona da girince izlememek ayıp olurdu.
Maçın başlarında tahmin ettiğim gibi bilenmiş bir Arjantin vardı.Hem dünya kupası bileti,hem onur meselesiydi bu maç.Sessiz sakin Messi bile gayet agresifti.Ama Brezilyanın gerçekten kusursuz bir kadrosu var.Yeri geldiğinde mükemmel defans yapabiliyorlar.Hücüm oynayan her takım başaramıyor bunu.
Sahaya kazanmaya çıkmış Arjantin'e Elano'nun kestiği topa kafayla vuran Luis Fabiano ilk şoku yaşattı.O sırada Gözdeyle konuşuyorduk,duran toplarda televizyona sırtını dönmek gibi gayet anormal bir totemim vardır.İlk golde işe yaradı.Ve ikinci golde de.Duran toplarda çok etkiliydi Brezilya.Tabii Arjantin'in yürüyürek geçilebilen defansınında etkisi vardır bunda.Bu kadar kötü bir defans beklemiyordum açıkcası..
İkinci yarı Sergio değişikliğiyle başladı Arjantin,Brezilya ve Arjantin'in karşılıklı atakları sürerken 65.dk da Datolo mükemmel bir gol attı.Arjantin taraftarı gole sevinemeden Luis Fabiano Kaka'nın mükemmel pasında durumu 1-3 yaptı.O saatten sonra Arjantin oyundan koptu.Gerçi ben Messi'den bir gol bekliyordum,ciddi anlamda hırslanmıştı fakat sonuç alamadı.
Maç beklediğim kadar heyecanlı geçmedi açıkcası,daha dirençli bir Arjantin'le bu maç çok daha güzel olabilirdi.
Umuyorum Brezilya dünya kupasında herzaman ki güzel futbolunu sergiler ve kupayı kaldırır.

Read more...

2010 Dünya Kupası Elemeleri ; Türkiye-Estonya

Maç hakkında konuşmadan önce söylemek gerekir,milli takım bana eskisi kadar heyecan vermiyor.Nedenini gerçekten tam olarak bilemiyorum.Ama tek bildiğim bu ülkede Milli takım yenilince mutlu olan,Fatih Terim'i karalamak için elinden geleni yapan bir kitle var.Yenilince Milli Takımdan çok onlara üzülüyorum.Milli maçların önemini kavrayamadıkları için.Onlar yüzünden bu tip turnuvalardan soğuyorum..
Kişisel kısmı geçip maça geçersek ; Volkan-Gökhan G.-Gökhan Z.-Servet-Hakan-Kazım-Hamit-Emre-Arda-Tuncay-Sercan ilk 11'iyle başladık maça.Milli takımın üzerinde kendini belli eden bir stres vardı.Oyuna konsantre olamamanın sıkıntısını yaşadık.Ve bunun sonucunda erken bir gol yedik.Golden sonra takım kendine geldi,Estonya da defansa çekilince oyunu kendi lehimize çevirdik.Emrenin güzel pası ve Tuncay'ın güzel koşusu sonucu gol geldi.Oyuna hız kazandırdık derken G.Zan'ın sakatlanması -ki eminim kimse şaşırmadı buna- kötü oldu.Hem milli takım,hem G.Saray için..
İlk golü attıktan sonra ataklarımız haliyle çoğaldı.Ardanın bindirmesi sonucu Sercan'ın golü geldi.Golün %80'i Ardanındır sanırım.Hiç beklenmeyen anlarda sahneye çıkması ve gidişatı değiştirmesi onu gerçekten özel kılıyor.Golden sonra oyunu rakip yarı sahasında oynadık.Ve ilk yarı 2-1 bitti.
İkinci yarı başlar başlamaz sakatlıklar başladı.Milli Takım çok yetenekli ve profesyonel futbolculardan oluşuyor,ama rehavete kapılmadıkları bir maç yok.Olmayacak yerde yaptıkları bireysel hatalar yüzünden çok kolay gol yiyoruz,dünde böyle oldu.
Tam rehavete kapıldık derken Ardanın nasıl bir adam olduğu bu dakikalarda tekrar ortaya çıktı.Koşuyor,poziyson yaratmaya çalışıyor ve asla yorulmuyor.Onun çabaları da haliyle sonuç verdi,Arda'nın golüyle durum 3-2 oldu.Ve o sıralar yine Ardanın sert bir şutu vardı aklımda kalan,maç boyunca denedi ama çerçeveyi tutturamadı.Ardayı bu yüzden eleştirenler ondaki değişimi görebiliyorlardır umarım..3-2'den sonra rakibe top vermedik desem yanlış söylemiş olmam,1-2 cılız atağı saymıyorum tabii.Oyunu tamamen istediğimiz gibi yönlendirdik,ve Tuncay'ın güzel golüyle durum 4-2 oldu.Tuncay Euro 2008 de kendini unutturmuştu.Ama epl ona yaramış,bunu çok iyi görüyoruz.Maçın en iyi isimlerindendi.Ve tabii ki Emre.Geçen sene yokları oynayan,sakatlıklarla başı dertte olan,değişmiş,futbolu unutmuş Emre gitmiş,kesinlikle çok daha iyi bir Emre gelmiş.Son yıllarda gördüğüm en iyi oyununu oynadı.Benim asıl şaşırdığım isim Gökhan Gönül oldu.Gerçekten çok kötüydü.Türk Milli Takımı'nın bence en iyi oyuncularındandır Gökhan,o da böyle yaparsa diğerleri ne yapsın.Sağbek altarnatiflerini düşününce elimizde pek parlak adaylar yok..
Fenerbahçe'nin futbolcularından bahsetmişken Kazım'ın o kadroda olmasını bana biri açıklayabilir mi? Vasat bile diyemiyorum ona..
Genel olarak maça bakarsak hem oyun hem skor açısından umut veren bir Milli Takım vardı sahada.Dünya Kupasına katılmamız çok zor,ama hedefleri olan bir takımın karşısında durmakta aynı derece zor..Asıl kritik maçlar sonra,umarım bu yakaladığımız hava devam eder.

Read more...

New Season

5 Eylül 2009 Cumartesi

Sonunda Eylül ayı geldi ve Mayıs'ta sezon finali yapmış biricik dizilerim yeni sezonları için gün saymaya başladılar..Bu sezon izlemeyi planladığım bir çok dizi var,zaten geçen sezon da yeterince dizim varken yazın bunlara House ve One Tree Hill de eklendi ama öncelikle geçen sezondan bıraktıklarımla başlayayım..

Öncelikle uyarıyorum,yazacaklarım spoiler içerebilir..


Grey's Anatomy'den başlayayım..Dizim 24 Eylül günü 2 saatlik bir premierle geri dönüyor.. İzzie geçen sezonun yarısından fazlasında halüsinasyonları,gördüğü abuk subuk hayaller,hastalığı ve ameliyatları ile fazlasıyla yer kaplayarak ve bu yüzden doğru düzgün MerDer sahnesi izlettirmeyerek baya bir sinir olmamıza yol açmıştı kendisine..Tam öldü de kurtuluyoruz derken,onca hastalığı yaşayan o değilmiş gibi kaldığı yerden devam edecekmiş..Sezon finalinde Ellen Pompeo'nun da hamile olduğu göz önünde bulundurulursa MerDer'ciler için,en azından Ellen doğum yapıp gelene kadar pek de güzel bir sezon başlangıcı olmayacak..
George'ın ölümüyse kesin..TR Knight'ın ayrılacağı geçen sezondan belliydi zaten,en üstteki fotoğraf da George'ın cenazesinden..


Severek izlediğim-hatta en sevdiğim- bir başka legend-wait for it-dary diziye gelince:) Evet,How I Met Your Mother da 21 Eylül'de başlıyor..Şimdiden bölüm özeti,hatta ilerleyen bölümler hakkındaki bilgiler internete sızmış..Cobie ve Allyson geçen sezonun son bölümlerinde hamilelikleri dolayısıyla pek etkili olamamışlardı,yeni sezon fotoğraflarına bakılırsa dönüşleri muhteşem olacak gibi görünüyor:)


Ayrıca,How I Met Your Mother sevenlerine bir dipnot..20 Eylül gecesi Emmy Ödül Töreni yapılacak ve ödül törenini Neil Patrick Harris sunuyor,ayrıca dizi en iyi komedi dizisi dalında ve NPH komedide en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında aday..Umuyoruz ki bu sene ödülü o alır.. Emmy Sitesindeki fotoğrafıysa pek bi awesome çıkmış:)




İzlediklerim arasında en erken başlayacak diziyse,Gossip Girl..14 Eylül günü 3.sezonun ilk bölümü başlıyor..oldukça fazla spoiler var dizi hakkında..yeni sezon promolarıysa mükemmel olmuş,özellikle WTF(Watch This Fall) kısaltmasına bayıldım..



Ve son olarak,Heroes de 21 Eylül'de başlıyor..Bu sezon villainlerin tarafında olmak için çok iyi bir sebep var o da Prison Break'teki T-Bag( Robert Knepper)'in kadroya katılışı..İlk sezonun mükemmelliğinden sonra vasat geçen bir 2 ve 3.sezon izledik ama 4.sezondan umutluyum açıkcası..Promosu oldukça karmaşık olmuş,şimdiden ilk bölümü merak etmeye başladım..

Read more...

Sen ne biçim bi'şeysin böyle.. Biz ne biçim vurulduk böyle..

3 Eylül 2009 Perşembe

video

"I can say easily that I love him,even if I am a Fenerbahçe fan.."

Bir Fenerbahçeliye de bunu dedirttiriyorsun ya..Nasıl bir insansın sen Harry?
İnsan mısın sen Harry,gerçek misin sen Harry??

Read more...

...

2 Eylül 2009 Çarşamba













Messi onun için bir yerde şöyle diyor ; ''Ona çok şey borçluyum.Bunu şöyle ifade edeyim.Onun için bir yerimi yaralasam,acıyı hissetmem''.

*TamSaha derginin Rijkaard'la yaptığı söyleşiden bir kesit.

Read more...

Galatasaray Ankara'da Vol.2

1 Eylül 2009 Salı


  • Maç bileti..üstelik kale arkası tribün için 45(kırkbeş) TL idi!Her ne kadar pahalı da olsa, Galatasaray'ımıza canımız feda diyerek aldık biletleri...Otelin önünde takımı beklerken bilet fiyatları hakkında manidar bir pankart hazırlayan bir arkadaş pankartını Adnan Sezgin'e gösterdi ve Adnan Sezgin kıza 20 kadar bedava bilet verdi,kız da orada bilet isteyenlere dağıttı..İşte tam o anda verdiğim 45 Tl'nin acısı resmen içime oturdu kaldı..
  • Bilet fiyatlarından bahsetmişken staddan bahsetmemek de olmaz..Asaş stadı denen yer..Nerede bilmiyorum ama kesinlikle eminim ki Ankara'da değil,staddan çıkıp 15 dk kadar gittikten sonra Ankara 30 km tabelası çıkıyor!Şaka mısınız??
  • 45 tl fiyata rağmen tribünler çok doluydu,ultrAslan'ın ortasında oturunca da haliyle 90 dk boyunca bağırdık,artık bir sesim yok,fısıltıyla haberleşebiliyorum insanlarla..
  • En son Hacettepe'ye 2-0 yenildiğimiz maça gitmiştim Ankara'da 1 Mayıs günü..Ondan önce Aralık ayında bir Asy maceram olsa da Ankara'da Hacettepe maçından önce gittiğim maç 0-0lık Ankaraspor maçıydı..Dk.70 küsürlere gelip de hala gol sesi çıkmayınca gerçekten bende bir uğursuzluk olduğuna inanmaya başlamıştım ki arka arkaya gollerimiz geldi..
  • Gollerimiz geldi diyorum ama golün atıldığı kale bizim önümüzdeki kale olmadığı için 2 golü de net bir şekilde göremedim,sadece gol sevinçlerini gördüm..Hatta ilk golde Kewell ve Nonda sarılınca golü Nonda atmış zannettik ben ve yanımdaki pek çok kişi..Arkadaşım golü Kewell attı diye mesaj atınca öyle bir "Kewell atmııaaşşşş!!!" diye haykırışım vardı ki,sanıyorum bütün tribün sayemde öğrendi golün sahibini:)
  • Gol ve skor tahmini konusunda pek başarılı sayılmam ama ne zaman Kewell gol atacak olsa bütün gün Kewell gol atacak diyorum,dün de aynen o şekildeydim,ve yine yanılmadım..
  • Maçın ne tamamını ne geniş özetini izleyebildim ama duyduğum kadarıyla ilk 45 dakika pek iyi değilmişiz..hatırlamıyorum zaten ilk 45 dakikayı,bağırmaktan sahaya bakamadım bile..Baros'un bir türlü gol olmayan şutları var sadece aklımda ilk 45 dakikadan..
  • İkinci yarı Leo Franco önümüze gelince onun kurtarışlarını da izlemiş olduk ve gerçekten harikaydı..Başta gelmesi konusunda pek istekli olmasam da iyi ki gelmiş diyorum..
  • Uzun zamandır maça gitmeyince bazı tezahüratlardan uzak kalmışız haliyle,yüzde 90ına bağıra çağıra katılsak da bir tanesi vardı ki hiç tribünde duymadığımız,duyduğumuz anda boğazımızı yırtarcasına bağırdığımız..O da "Seviyoruz seni,ekmeği tuza banıp,banıp yer gibi.." idi..Aklıma geldikçe gözlerim doluyor..
  • Dün sabah başlayan gribim maç sırasında en üst seviyeye ulaştı ve sesimin bu kadar çok kısılmasına da biraz o yol açtı..Bu gribe,şu anki ateşime ve çıkmayan sesime rağmen maça gidip boğazımı yırtarcasına bağırdığım için pişman mıyım?ASLA..Bugün git tekrar maça bu halde deseler,yine giderim..
  • Herşey bir yana,en güzeli Kaptan'ın maç bittikten sonra tezahüratlarımıza karşılık verip üçlü çektirmesiydi,Büyüksün Arda!!

Read more...

Galatasaray Ankara'da Vol.1


  • Yazıyı 5.kere silip baştan yazmaya çalıştıktan sonra madde madde gitmeye karar verdim,sonuçta taze bir blogger'ım o kadar da olsun değil mi?
  • Sevgili renkdaşım,blog arkadaşım,aynı şehri paylaştığım ve onun da Pazar-Pazartesi günleri hakkında en az bir blog doldurabilecek kadar yazı yazacağından emin olduğum Ceyda'yla blogumuzun açılış haftasının Galatasaray'ımızın Ankara'ya gelişi ve Ankaraspor'a 2 gol atışı haftasına denk gelmesini gerçek bir uğur kabul ediyorum blogumuz için,Ceyda'nın da karşı çıkacağını sanmıyorum:)Bundan güzel bir açılış olamazdı blogumuza:)
  • Ankara'yı gerçekten sevmiyorum..Sevilcek pek birşeyi de yok zaten..Ama şu 2 gün(30-31 Ağustos)de gerçekten Ankara'yı sevmemiz için büyük bir nedenimiz vardı..o da GALATASARAY..
  • 30 Ağustos Pazar günü buluşarak başladı 2 günlük maceramız,saatlerce süren bekleyişin sonunda takımın otobüsü otelin önünde görüldü ve,sonunda! Galatasaray'ımız Ankara'daydı..Arda'ya aldığımız hediyeyi vermemiz,konuşmamız..Takımı görmemiz..Hepsi bir rüya gibiydi,şu "hiç uyanmasam da bitmese" dediklerimizden..
  • Ertesi sabah(maç günü,dün) sabahın köründe buluştuk otelin önünde..Yürüyüşe çıkacaklar da göreceğiz diye,ama malesef hayal kırıklığına uğradık..Ankara'ya geçen seneden beri 5.gelişleri ve ilk kez sabah yürüyüşüne çıkmadılar otelin etrafında..Üzüldük ama pes etmedik,çünkü neredeyse emindim takımı birkez daha göreceğimize..
  • Resmen bütün bir gün bekledik aynı yerde..Bunu başkası için yaparmıyım?ASLA..Eminim ki Ceyda ve beraber beklediğimiz Aybüke de aynı cevabı verecektir..Galatasaray Aşkı sen nasıl bir duygusun böyle??
  • Gün içinde göremedik,bari otelden çıkışlarını kaçırmayalım dedik bu sefer de polis ve güvenlik engeli çıktı karşımıza..Kimi "Adnan Sezgin yaptırttı",kimi "Adnan Polat yaptırttı" kimiyse "Rijkaard istemiyor" dedi ama ne olduğunu çözemediğimiz bir nedenden dolayı normalde içerisine girdiğimiz,girmesek de kapısının önünde beklediğimiz otelin bahçesine bile girilmiyordu..Neyseki takım çıktıktan sonra otobüsün önüne geçmemize kimse engel olmadı..Olamazlardı da,zira polis başına en az 3 taraftar düşüyordu:)
  • Sabri'yle fotoğrafım var!! Sabri'yle..Anlatabildim değil mi??
  • Haldun Üstünel'i görmeyi çoook istiyorduk,takımda Arda hariç en çok onunla konuştuk,Haldun Üstünel'le konuştuğumuz günün Caner transferiyle aynı gün olması da ayrı bir güzellik oldu.."Abi Caner'i almışız,doğru mu?" dedim,"Doğrudur" dedi,ama o "Doğrudur" un ses tonlamasını anlatamam..Görmeniz,duymanız lazım..
  • Kewell için "Stay With Us Daddy Cool" diye pankart yaptık..Otobüse bindiğinde camının önüne gidip göstermek istedik ama telefonla konuşuyordu,arkasında oturan Serkan ve Servet uyardı,bunun üzerine Kewell pankartımıza şöyle bir bakıp tebessüm etti ve el salladı sadece..Birkaç haftadır bunu farkediyordum ama dün iyice emin oldum ki Kewell mutsuz..Daha önce elimdeki fotoğraf makinasını 10 m öteden görüp bana doğru gülümseyerek gelen,Florya'da kimse taraftarın yanına gelmezken koşusunu bitirip yanımıza gelen,bıkmadan usanmadan ve yüzündeki gülümsemesini eksik etmeden forma imzalayan Kewell'la zoraki gülümseyen Kewell aynı değil..Umarım geçici bir durumdur en kısa zamanda morali tekrar düzelir Daddy Cool'umuzun..
  • Kewell'ı gördükten sonra ağladım!N'apim,çok seviyorum,çook..
  • Kewell yazısı gibi oldu ama..yukarıdaki fotoğraf da BİZ'den..Kendi çekimimiz
  • Takımı görmemiz hakkında bu kadar çok şey yazdıysam bu yazının başlığına VOL.1 ekleyip Vol2. başlığı altında bir maç postu atmam gerekiyor demektir..Yazmayı unuttuklarımı Ceyda yazar zaten..

Read more...

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP