Fantastic

08 Aralık 2009 Salı

Fotoğraf Harry'nin modellik yaptığı Politix firmasının 2009 Summer koleksiyonundan. İstanbul'da gerçekleşen çekimlerin videosu var bir de, burada. Futbolu Galatasaray'da bıraktıktan sonra -inşallah- da Florya'da kalması en büyük dileğim, ama ek iş olarak modellik de yapabilir tabi!

*Başlıktaki "Fantastic" de onun röportajlarında Aussie aksanıyla söylediğinden.

Read more...

Yine Olmadı..

07 Aralık 2009 Pazartesi



  • Yazamıyorum. Resmen cümle kuramıyorum, dün akşamdan beri birşeyler yazmaya çalışıyorum ama olmuyor. Madde madde yazacağım bu sefer. Belki daha rahat dökebilirim içimdekileri.
  • Alınan mağlubiyetin/beraberliğin bütün suçunu hakeme yıkmam genelde, yıkmayı da sevmem. Konuşulacak şey hakem olmamalıdır, ama bunu rahatca söyleyebilirim ki, 'Hakem' Hüseyin Göçek Galatasaray-İBB maçını bariz bir şekilde katletmiştir. Daha da birşey demiyorum. Aslında dedim maç sırasında ve maçtan hemen sonra, ama buraya yazamam.
  • Milan Baros'u çok özledim. Her geçen maçta katlanarak artıyor özlemim. Birkez daha gördük ki bu iş Nonda'yla olmuyor, olamıyor. Baros lazım bize. Kewell da olmasa ne yapardık biz, düşünmek dahi istemiyorum. Takımın tek gol umudu Kewell şu anda, ve son maçlarda gördük ki 1-0 yetmiyor, "forvet" Nonda saç-baş yolduran goller kaçırıyorken de tek golden fazlası olmuyor.
  • Elano son zamanlardaki en iyi performanslarından birini sergiledi. O çıktıktan sonra da Galatasaray tamamen dağıldı zaten. Değil gol pozisyonu, kendi yarı sahasından bile çıkamadı son 15 dakikada. İBB hakemin de katkılarıyla akın akın Galatasaray kalesine geldikçe ne zaman gol yeriz acaba diye tetikte bekliyordum, dakika 93 küsürü gösterdiğinde "bitti bu maç, daha gol olmaz heralde" diyordum ki, golü yedik.
  • Maçın 90+ dakikalarıydı sanırım, ekranda topla oynama oranları vardı. Tam olarak hatırlamıyorum ama Galatasaray'ın oranı yüzde 20lerde, İBB'nin oranıysa yüzde 80lerdeydi. Sanki son 15 dakikaya kadar sahada bambaşka 22 kişi oynamış gibi. Şimdiye kadarki en iyi futbolu değildi belki, ama maçın büyük bölümünde baskılı oynayan taraf Galatasaray'ken nasıl birden tepetaklak oluyor herşey, anlayamıyorum ben.
  • Keita neden ilk11 de başlamıyor, onu da anlayamıyorum mesela.
  • Ufuk Ceylan'ı da artık sahalarda görsek. Geleli kaç ay oldu.
  • Mustafa Sarp, bu sezon Galatasaray'ın başına gelmiş en güzel şey. Sezon başından beri oynadığı maçlarda başarılı istikrarını sürdürmeye devam etmesi bir yana, hırs var bu adamda. Bütün futbolcularda olmasını beklediğimiz hırs. Hasan Şaş'ın gözümde bu kadar efsane bir oyuncu yapan en önemli özelliği olan hırstan var onda. Hepimiz o an sinirden ağlarken, birşeyleri yumruklarken o da hakeme patlamamak için en yakınındaki formadan çıkardı hırsını, helal olsun. Gerçek bir aslan o.
  • Lider olabilirdik ya şu anda, o kadar yaklaşmıştık ki. Liderlik için eline geçen yüzbilmemkaçıncı fırsatı tepmeyecekti bu sefer Galatasaray, tepmemesi gerekiyordu. Son dakika golü yemek her zaman için çok trajik bir durum. Hele ki böylesine kritik bir maçta. Ama Galatasaray'ın dakika 90+3ü gösterdiğinde galibiyeti çoktan garantilemiş olması gerekiyordu. Son 15 dakikaya kadarki futbolun sonucunun tek gol olmaması gerekirdi.
  • 16 Mayıs 2010, sezonun son maçı. Gençlerbirliği-Galatasaray oynayacak, hem de Ankara'da. Bana hayatımda ilk kez şampiyonluğu canlı canlı yaşatma ihtimali olan maç. O maça şampiyon olarak çıksın Galatasaray istiyorum, maç sonunda sesim kısılana kadar "Şampiyonuz olm!" diye bağırmak istiyorum, çok şey mi istiyorum? Şu anda görünen o ki, evet. Bu hakemlerle zaten mümkün değil onu çok iyi gördük de, yok bende eskisi gibi maç 1-0 iken bu maç farka gider hissi artık. O hissi geri istiyorum.

Read more...

Güldürürken "Hüzündüren" Film

05 Aralık 2009 Cumartesi

Naif ve sade bir film olmuş.. Ne bir heyecan var, ne de aksiyon. Nasıl başladıysa öyle bitiyor, hiç abartı yok, fazlasıyla doğal hatta. Filmden çıktıktan sonra garip bir hüzün kaplıyor insanın içini. Bu kadar sade bir filmi güzel yapan da özellikle Yılmaz Erdoğan'ın oynadığı Rıza karakterinin doğallığı. Kuşkusuz filmin en başarılı oyuncusu oydu, karısını oynayan Büşra Pekin de oldukça iyiydi.
Evet, öyle dakikalarca güldüren Yılmaz Erdoğan filmlerinden değil Neşeli Hayat. Güldüğüm sahneler bir elin parmağını geçmez, hatta şu anda hatırlamıyorum bile hangi sahnelerde güldüğümü. Aklımda daha çok filmin hüzündüren sahneleri var. "Şiddetle tavsiye ederim gidin mutlaka izleyin" de diyemem ama izlerseniz pişman olmazsınız diyebilirim.

Son olarak,

-dikkat spoiler içerir burası-

-İçince herşey halloluyor mu?
-Hiçbir şey hallolmayınca içiliyor..

-spoiler bitti, yazı da bitti-



**Başlık Ntv'nin dün gece film için yaptığı programdan alıntıdır.

Read more...

Lider!

04 Aralık 2009 Cuma

Bu sezon oynanan UEFA Avrupa Liginde,son zamanlardaki en iyi Avrupa karnesini çıkartmış olan Galatasaray, Panathinaikos'u eli boş göndererek liderliğini kesinleştirdi. Ligdeki kötü gidişatı da olumlu yönde etkileyebilecek bir maç çıkardı. Kötüden kastım,kaybedilen puanlar değil. Oynaması gerektiği gibi oynayamayan bir Galatasaray'ın sahada olmasıydı. Gerçi dün geceki oyunun da beni çok tatmin ettiğini söyleyemem. Keitanın olmayışı,Milan'ın sakatlığı ve Nondanın yetersizliği hücum gücünü düşürünce daha fazlası beklenemezdi zaten.
Maçın ilk yarısın da Arda'nın oyunu hareketlendirmesi sonucu,ofsayt gerekçesiyle iptal edilen bir vuruşu oldu Mustafa Sarp'ın. Ona gol pasını atan Elano,Galatasaray'a geldiği günden beri en istekli oyununu oynadı. Buna rağmen istenilen düzeyde olmadığını düşünenler var. Bu adam Galatasaray'a geldiği zaman ortak bir görüş vardı.Eleno maç çevirebilecek bir adam değil,mücadeleci bir adam hiç değil. Eğer oturmuş bir sistemin varsa bitirici güç olarak çok rahat verim alırsın.Fakat otur(a)mamış bir sistemde Elano'dan istenilen nedir,bu tartışılır.
Benim asıl yetersiz performans gösterdiğini düşündüğüm isim Arda. Bu adam oyuna biraz etki yaptığında neler gerçekleştirdiğini gördük. Fakat son zamanlarda ciddi bir form düşüklüğü var Arda'nın. Dün akşam son zamanlarda ki en iyi oyununu oynamış olsada,biz gerçek Ardayı görmek istiyoruz. İlk yarı çok iyi şeyler yaptı,fakat 60.dakikadan sonra neredeyse sahada yoktu.

İkinci yarıya golle başladı Galatasaray, bu gol Mustafa Sarp'ın saha içinde yaptığı güzel işlerden sadece biriydi. Onun transferine çok sıcak bakmamıştım açıkçası, dolayısıyla bu kadar iyi performans gösterebileceğine de inanmıyordum. Bu güzel oyununa birde hırs eklenince ben kendi adıma zevk alıyorum onu izlemekten. Golden sonra Pana'nın cılız atakları, Kewell-Keita değişikliğiyle bir süre sona erdi. Keita'nın çok net bir şutu vardı aklımda kalan,gol olsaydı gerçekten güzel olurdu. Bizim ikinci golü bulamayışımız onların ataklarının tekrar başlamasına neden oldu. Son dakikalarda kullandıkları serbest vuruşu iyi değerlendirememeleri bizim için şanstı.
Genel olarak bakıldığında temposuz bir maçtı. Gruptan çıkmayı garantilemiş, liderlik için oynayan bir takımdan da fazlası beklenmezdi. Umarım bahsettiğim -herkesin üzerinde konuştuğu- eksiklikler giderilir ve izlemeye doyamadığımız bir Galatasaray olur sahada.

-

Oynanılan futbolun dışında söylemek istediğim bir şeyler daha var. Bu blog işine girdiğimizde, kendi kendime söz vermiştim ultrAslan aleyhine bir şeyler yazmayacağıma dair. Üye olduğum çeşitli forum sitelerinde ne zaman ultrAslan'ı eleştirmeye kalksam oldukça komik tepkiler aldım. Bizim çektiğimiz cefanın yarısını çekmeden nasıl bizi eleştirirsin diyen insanlar bile oldu, ki bu insanlar benim yıllardır arkadaş bildiklerimdi.
Fakat dün geceden sonra dayanamadım, Galatasaray için avrupa maçları önemlidir. Bu ülkedeki her takım için önemlidir ama Galatasaraylılar için bir başkadır. Biz Avrupa maçları sonrası dünya çapındaki yıldızlardan taraftarlara yapılan övgülerle büyüdük. Şahsen ben Avrupa maçlarında tribünleri daha çok merak ederdim. Nasıl bir şov hazırlandı,hangi besteler söylenecek diye düşünürdüm.
Dün gece tribünlerin sesini duymak istemedim. Birileri Ali Sami Yen'i meyhane sanmakta, o kadar anlamsız ve saçma tezahürat duydum ki inanamadım. Kimse farkına varmıyor mu bu tribünlerin halini, kapalı ve açık birbiriyle uyumsuz. 'Anlamazdın' melodisinde besteler falan yapılıyor. Üzülüyorum gerçekten,bu takım bu taraftarı hak etmek için ne yaptı?

Read more...

Daddy Baros

30 Kasım 2009 Pazartesi



Read more...

open your heart, i'm coming home.

28 Kasım 2009 Cumartesi




  • Rijkaard'ın baba olduğunu şu an itibariyle öğrenmiş bulunmaktayım.Kendisini tebrik ediyorum buradan.Birde,eşinin yanına gitti diye Galatasaray'ı bıraktığını düşünebilen Türk medyasının hayal gücünü.
  • Ama benim asıl kızdığım bazı taraftarların tutumu.Rijkaard geldiği zaman söylenenler dün gibi aklımda.Herkes total futbol uzmanı olmuş,çok gol atıp çok gol yiyebileceğimizi,sabırlı olmamız gerektiğini söylüyordu.Şimdi ne oldu.İçinize hıncal mı kaçtı.
  • 27 ocakta Galatasaray'ın ankarada olacağı haberini almamla beraber sevinememem.O havada maça yollanmayacağımı bilmem.Ankaragücü maçlarının bana ebediyen yasaklanması.Seni sevmem için tek bir neden yok ankara.
  • Takımı yenilince üzülen,ama ona daha çok bağlanan insanları çok ayrı seviyorum.
  • Dünyada iki profesör vardır,biri Tobin Bell diğeri Hagi diyebilen arkadaşlara sahibim.
  • Hagi demişken,ankaragücü söylentilerini duyunca Gözdeyle çok mutlu olmuştuk.Gerçekleşmediği için üzülmedim ama.Belki bir gün,bi yerde,bi şekilde..
  • Hasan Şaş'ın yokluğunu çok hissediyorum.Ama benim gibi düşünenlerin sayısı çok azmış gibi geliyor.
  • Bence kişinin büyüdüğünü en net anladığı an,çocukluğunda kahraman ilan ettiği herkesin çok uzaklarda olduğu gerçeğidir.

-başlık,çok sevdiğim bir şarkıdan alıntıdır.tamamen alakasızdır..başlık bulmak,resim bulmak,konu bulmak derken bu blog işi ciddi zormuş,arada bir uğrasam da fark ettim bunu.Gözde,ben döndüm.Yokluğumu aratmamışsın,öperim seni buradan.

Read more...

Adım Adım Dibe Doğru..

Yazıya başlamadan önce alttaki yazıma baktım da şöyle bir.. İyi bayramlar yazmışım, altına da birsürü dilek.. Şimdi düşünüyorum da, bayram mı? Bayram mı kaldı Bursaspor maçından sonra.. Ankara'da geçirmiyorum ben bu bayramı, memleketim Mersin'deyim, dolayısıyla maçı seyredip seyretmeyeceğim bile son dakikaya kadar belli değildi. Kuzenimle son anda çıkıp izlemeye karar verdik maçı. Seyrettiğim yer de fondan spiker sesleri yerine canlı müzik sesleri gelen, sadece sesi kapalı maç görüntülerini izleyebildiğim inanılmaz gürültülü bir cafeydi. Dolayısıyla bir kere baştan konsantre olamayarak izlemeye başladım ben bu maçı. Ne doğru düzgün bir pozisyon görebildim, ne başka birşey.. Maçın bu kadar kötü geçmesindeki, hatta en baştan kötü başlamasındaki sorun benim maça bir türlü konsantre olamayışımda sanıyordum, ama sahada oynayan Galatasaray'dı maça konsantre olamayan.. Keita-Nonda ikilisinden en azından beraberlik golünü beklerken, Keita-Nonda değişikliğini görünce de maçın Bursaspor üstünlüğüyle biteceğinden neredeyse emin oldum zaten. Sahi pozisyon dedim de demin, Galatasaray adına izlenecek pozisyon mu vardı ki? Sahada izlediğim takım; takımım, gerçek Galatasaray mıydı, 11 futbolcunun 11i birden nasıl bu kadar kötü oynamayı başardı ki 90 dakika boyunca..
Uzun uzun yazacak ne zamanım var, ne de yazma isteğim. Fotoğraf arayacak halim bile yok, hatta başlık bulasım da yok, böyle de üşengecim işte. İleride, mesela sezon sonunda, "böyle kötü maçlar geçirmiştik üstüste, bildiğin dibe vurmuştuk, ama toparlanıp iyi oynamaya, galibiyetler almaya başladık ve şampiyonluğu kazandık." diyebilmek için karalıyorum bu satırları. Yoksa fazla mı iyimser oldu ne bu son cümle? Neyse, dönünce daha ayrıntılı bir yazı daha yazarım elbet.


Ha bi de, Milan Baros'u çok özledim ben..

Read more...

İyi Bayramlar

27 Kasım 2009 Cuma


Sarının ateşi, kırmızının cesareti, morun asaleti içinize dolsun. Bu bayram dua edin Elano vursun, Arda vursun, Kewell vursun gol olsun, Cimbom kupaya doysun, Aslantepemiz bir an önce son bulsun,Kurban bayramınız da kutlu olsun!

Foto buradan.

Yazıyı da ben yazmadım, facebook'tan (ç)aldım.





Ceyda'ya özel dipnot: Neredesin sen yaa? "Yarın görüşelim" diye çevrimdışı ileti atmanın üstünden 5 gün geçti, korkuyorum ama artık Ceydaa! Bu yazıyı görür görmez ara, mesaj at, yorum yaz, bişi yap ve gel, ardından da hiç gitme kızım. Özledim ben seni!

Read more...

Manchester United'ın Kaderi

26 Kasım 2009 Perşembe

Daha önce de yazmıştım buraya, babam Beşiktaşlıdır diye. Bu gece onun gecesi, ondan mutlusu yok şu anda bizim evde. Uzun zamandır bir maç sonrasına onu bu kadar mutlu görmemiştim, hatta maç bitince zıplarken koluyla avizeyi kırıyordu neredeyse, ucuz atlattık!
ManU'nun da Türk takımlarına karşı oynarken kaderi bu heralde, buna karar verdim ben maçtan sonra. Güzel maçtı gerçekten, gol de çok güzeldi, taraftarsa mükemmeldi. Beşiktaşlı futbolculara helal olsun, Beşiktaş taraftarını da tebrik ederim.

Ayrıca Ertem Şener, bi daha maç anlatma ya. N'olur!

Read more...

Avrupa Fatihi

25 Kasım 2009 Çarşamba


Geleceği görmek böyle bi' şey olsa gerek...

Read more...

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP