Galatasaray:4-1:Kasımpaşa

1 Mart 2010 Pazartesi


Asıl diyeceklerime başlamadan önce söylemem gereken bi'şey var;

Hoşgeldin Sabri!

Bugün gazetede Ata Demirer'in röportajı vardı, ve orada Sabri hakkında söylediklerini okuduktan sonra bugün heralde ilk 11de başlasa keşke diye içimden geçirmiştim, dediğim gibi de oldu. Bunu bir gün söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama çok özlemişim ya. Yediğimiz golde hatası vardı evet, dağlar taşlarla da özlem giderdi baya, ama kendisinin de dediği gibi daha sakatlıktan yeni çıktı ve toparlanmaya ihtiyacı var. Kaldı ki bu hali bile gayet iyiydi. Daha da iyi olacak ilerleyen maçlarda.
Gio'ya da ayrı bir parantez açılması gerekiyor sanırım. Ondan umudu kesip, "Bundan birşey olmaz, yanlış transfer" cilerden olmasam da kesinlikle daha zamana ihtiyacı olduğunu düşünüyordum. İşte o ihtiyacı olan zaman geçmiş nihayet, ve ayakta alkışlanacak performans sergiledi bugün Gio. Tıpkı Elano'nun sezon başındaki hali gibi, o da sonradan kendini buldu ve bu uzun süre devam eder umarım. Mükemmeldi, maçın yıldızıydı.

Keita için söylenecek söz yok, onun olduğu her maç daha bir güzel. Attığı gol jeneriklikti, gol sevinciyse şahaneydi. Arda yapabileceğinin en iyisini yaptı golüyle asistiyle çok iyiydi. Defanstaki Servet&Neill uyumuysa maşallah dedirtecek cinstendi. Neill hakkında her maç övgü dolu sözler söylüyorum zaten, bu maç içerisinde de söyledim durdum. İyi ki gelmiş bize.


Genel olarak uzun zamandır izlemeye hasret kaldığımız türden bir 90 dakikaydı. Bunda Kasımpaşa'nın oynadığı futbolun da etkisi vardı tabi. Bilindik "Anadolu Takımı Futbolu"nun tam tersi bir oyun sergilemeleri, maçın bir o kalede bir bu kalede heyecan içinde takip edilmesini sağladı. Sonunda 4-1 gibi güzel bir skorla da yendik ya, daha ne isterim. Geçen hafta, takıma Kewell Baros Sabri katıldığında ligin ilk haftalarındaki gibi bir Galatasaray'ı görmek rüya değil demiştim, Kewell ve Baros katılmadan bile rahatca sezonun en iyi maçı diyebileceğimiz bir 90 dakika izleyebiliyorsak, onlar geldikten sonra sürekli farklı galibiyetler ve kusursuz performansla oynayacağımız günler gelecek diye düşünmeye başladım şimdiden. Dakika 80 küsürken heyecandan tırnaklarımı yemek ve bilinçsizce sağa sola yürümek yerine arkama yaslanıp çayımı içmenin nasıl rahat bir duygu olduğunu unutmuştum, bu maçta bunu hatırlattı Galatasaray'ım.

  © Blogger templates Newspaper by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP